Filmler

Tunus’ta Bir Divan

“-Başvurum geçecek mi ?
-İnşallah inşallah
-Söyleyin evet mi hayır mı ?
-Söyledim ya, inşallah…”

Filmin konusu, başrol oyuncusu Selma’nın 10 yaşında Tunus’tan ayrılıp Paris’te eğitim gördükten sonra ülkesi Tunus’a dönerek burada terapist olarak çalışmak istemesiyle başlar. Bu süreçte, kişisel mücadelesini ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun derin bir analizini film boyunca izleriz. Selma, bürokratik zorluklarla, konuşarak tedavinin hiçbir işe yaramayacağına inanan kişilerle ve yakasından düşmeyen bir polisle uğraşmak zorunda kalır.
Selma, genç bir analisttir ve Paris’te yeterince psikanalist olduğunu düşünerek (kendi kişisel sürecinin şüphesiz etkisi de vardır) ülkesindeki insanlara hizmet etmek ister. Etrafındakiler, önce geri dönüşünü sorgular, ardından yaptığı işi sorgularlar. Bütün zorluklara rağmen, amcasının çatı katını kendine ofis olarak düzenler. Selma’nın başlangıçta kaygıları fazladır; Tunus gibi bir yerde kim psikanaliste değer verir ya da buna ihtiyaç duyar? Ancak Selma’nın beklediğinden fazla insan başvurur. Filmde divanda oturan karakterler, her biri ilginç özellikler taşır. Selma, bu insanları dinlerken ülkesinin sosyolojik şifrelerini ve kültürel çatışmalarını fark eder.
100 yıldan fazladır psikoterapi var olsa da evrensel zorluklar hâlâ devam etmektedir. Film, psikoterapinin karşılaştığı zorlukları Selma üzerinden hicivsel bir dille ele alıyor ve tabii ki kültürün psikoterapi algısı üzerindeki etkilerini es geçmiyor. Selma’nın her şeye rağmen direnişi ve dönüşümünü izlemek çok keyifli. Psikoloji meraklıları için oldukça zengin bir içerik barındırıyor. İyi seyirler!

“-İnsanlar ofisinden ne ile ayrılacak?
– Duruma göre değişir. Herkes kendine ait bir şeyle ayrılır.
– Ne kadara mal oluyor?
– Duruma göre değişir.
– Değişir, değişir! Bozuk plak gibisin. Neye göre değişir?”